Reklam
  • Reklam
ADD Arhavi Diyanet Başkanlığı İçin Suç Duyurusunda Bulundu.

ADD Arhavi Diyanet Başkanlığı İçin Suç Duyurusunda Bulundu.

Atatürkçü Düşünce Derneği Arhavi Şube Başkanı Emine Hekimoğlu yönetim kurulu üyeleri ile birliikkte Diyanet İşleri başkanı Ali Erbaş için İstanbul Savcılı’ğına ulaştırılmak üzere suç duyurusuda bulundu.

16 Ağustos 2020 - 21:37

Atatürkçü Düşünce Derneği Arhavi Şube Başkanı Emine Hekimoğlu  yönetim kurulu üyeleri ile birliikkte Diyanet İşleri başkanı Ali Erbaş için İstanbul Savcılı’ğına ulaştırılmak üzere suç duyurusuda bulundu. Konu ile ilgili başkan Emine Hekimoğlu şu açıklamayı yaptı.

“Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş 24 Temmuz 2020 tarihinde, Ayasofya Camisinde cuma namazı öncesi verdiği hutbede “Allah’ın izni ve inayetiyle İstanbul’u fethe mazhar olan, aziz şehrin tek bir taşına bile zarar gelmesine izin vermeyen, cennet mekân Fatih Sultan Mehmed Han’a ve 1 Haziran 1453'te Ayasofya’da ilk Cuma namazını kıldıran ilim ve hikmet tabibi Akşemseddin Hazretlerine selam olsun.”  demiş ve devamında  “Bizim inancımızda vakıf malı kutsaldır. Dokunanı yakar. Vakfedenin şartını çiğneyen lanete uğrar.” demek suretiyle İSTANBUL’u düşman işgalinden kurtaran Kurucu Liderimiz GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ü rahmetle anmak yerine lanet okumak suretiyle alenen hakaret etmiş ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmiştir.

Lozan Barış Antlaşması’nın 97. Yıldönümüne denk getirilen Ayasofya Cami’sinde cuma namazında şahsın söylemleri, Kurucu Liderimiz GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’e, çağdaş kazanımlara, laik ve demokratik cumhuriyete açıkça meydan okumaktadır. Türkiye Cumhuriyet'nin memuru olan kişi açıkça Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na aykırı hareket etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin memuru statüsünde olan  Ali Erbaş'ın düşman kuvvetlerini lanetlemesi gerekirken oturduğu minberden Türk Toplumunun Ortak Değeri olan Kurucu Liderimiz GAZİ MUSTAFA KEMAL  ATATÜRK'e lanet okuması şahsın içindeki şeriat devleti özleminin dışa vurumundan başka bir şey değildir. Kişi Ayasofya Müzesi’nin cami olarak ibadete açılmasına ilişkin değerlendirme yaparken de ''İçinde sadece ibadet edilmekle kalınmasın bir mektep bir medrese de olsun'' diyerek şeriatla yönetilme arzusunu dışa vurmuştur. Medrese İslam ülkelerinde, genellikle İslamlık kurallarına uygun bilgilerin okutulduğu öğretim kurumudur. Türkiye Cumhuriyeti Laik ve Sosyal Hukuk devletidir.

Şahsın halen Diyanet İşleri Başkanı olarak görev yapması hem Anayasaya hemde Diyanet İşleri Kuruluş Kanunu’na aykırıdır. Liderimiz GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ü lanetlemesi Anayasal suçtur.

Ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamamalıdır

Kurucu Liderimiz GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK tarafından kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevi, kuruluş kanunu olan 429 sayılı Kanun’da “İslam dininin itikat ve ibadet alanıyla ilgili işleri yürütmek ve dini kurumları idare etmek” şeklinde ifade edilmiştir. Diyanet İşleri Başkanı olan kişi haddini aşmakta ve Kurucu Liderimiz GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ü lanetleyerek devleti dizayn etmeye kalkmaktadır. Söylemleri ile hem Kurucu Liderimiz GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'e hakaret etmekte hem de halkı kin ve nefrete tahrik etmektedir.

Atatürk'ün bedensel varlığının artık aramızda bulunmamasından cesaret alan içteki ve dıştaki kimi olumsuz güçler, O'nun yeni Türk Devletini yaratma doğrultusunda ilk adımı attığı 19 Mayıs 1919'un üzerinden tam 99 yılın geçtiği bu günlerde, Atatürk devrim ve ilkelerine karşı, açık ya da kapalı saldırılarını doruğa ulaştırmış bulunmaktadır. Bundan daha kötüsü, plânlı ve sinsi bir çalışma ile, o devrim ve ilkeleri gelecekte yok etmek çabası içindeler.

Oysa Atatürk; Sadece "bağımsızlığı tümüyle tehlikeye düşmüş Türk Ulusunu ve yurdunu emperyalist güçlerin işgalinden kurtaran bir büyük asker "değildir.

O, bunun çok daha ötesinde, örneğin siyasal, kültürel ve ekonomik alanlar başta olmak üzere, her alanda bağımsızlığımızı yok edici ya da kısıtlayıcı olumsuz bağları koparan;

Ulusal egemenliği gerçekleştirerek Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran; Kişisel inançlara dokunmayarak, toplumumuzu Ortaçağ zihniyetinden ve şeriattan kaynaklanan "nakil"e dayalı kurum ve kurallardan kurtarıp, sürekli biçimde çağdaş ve uygar bir ulus olmanın ve böyle kalmanın yollarını gösteren , "akıl"a dayalı lâik düşünce, lâik hukuk ve lâik öğretim sistemlerini toplum yaşamında egemen kılan;

Tüm özgürlüklerin ve insan haklarının sosyal Hukuk Devletinin ve çoğulcu demokrasinin yolunu açan;

Yüzyıllarca ikinci sınıf insan durumuna düşürülmüş Türk kadınını gerçek yerine yükseltip, eşit haklara ve eşit onura sahip insan ve yurttaş yaparak yapay eşitsizlikleri kaldıran;

İçten ve dıştan kaynaklanan her tür sömürüye karşı çıkarak, halkın yalnız siyasal değil, ekonomik ve sosyal alanda da gerçek efendi durumuna gelmesini ve tüm yurttaşların gönencini devletin varlık nedeni ve amacı sayan;

Ulusal ekonominin girişimcilerin keyfine, yalnız kâr ve rekabet mekanizmasına göre başıboş biçimde işlemesine değil, toplumun ve tüm yurttaşların gereksinimlerini karşılayacak biçimde devlet tarafından yönlendirilmesini ilke olarak benimsemiş ve benimsetmiş olan;

Yurdumuzun yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden, Türkiye halkının yararlanmasını benimseyen ve kabul ettiren; Misak-ı Millî sınırları içinde "Türk'üm" diyen herkesin Türk olduğu ölçütünü getirerek, ırkçılığı reddedip; yapıcı, olumlu ve çağdaş Türk Ulusalcılığını yaratarak, onu devletimizin temel ilkelerinden biri yapan;

Her yurttaşın eğitimden, bilimden ve sanattan payını almasını, "fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür kuşaklar"ın yetiştirilmesini devletin başta gelen görevi yapan;

Kültür emperyalizminden kurtulabilmemiz ve eğitimin yaygınlaştırılabilmesi için yeni Türk harflerini kabul etmenin yanında Türk dilinin arındırılması ve zenginleştirilmesini büyük bir toplumsal görev sayan;

Türk Ulusunun tarihini, çağdaş insan kökenine bağlayan;"Yurtta barış, Dünyada barış" ilkesi ile devlet yaşamında ve uluslararası ilişkilerde kaba kuvveti, rkçılığı, saldırı savaşını mahkûm eden;

Dış politikada "Dünya uluslar ailesinin eşit haklara sahip onurlu bir üyesi olma" ölçütünü ve "karşılıklılık kuralını" vazgeçilmez ilke yapan; Bütün ulusların insanlık ailesinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, insanlığın bütünleşmesi düşüncesinin tohumlarını atan Çağdaş Devlet Kurucusudur.

            Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir ferdi olarak kurucu liderimiz  Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün  manevi şahsına yapılan bu hakarete karşı şikayette bulunmak en ulvi görevimizdir. İşte bu nedenle Türkiye genelinde Atatürkçü Düşünce Derneği’nin tüm Şubeleri  eş zamanlı olarak  Cumhuriyet  Savcılı’ğına  suç duyurumuzu  yaptık. Davanin takipçisi olacağız.Halkımıza duyurulur.” Dedikten sonra

            “Herkesin geçmiş  Kurban Bayramı’nı  kutluyor, kimsenin aç kalmadığı, çocukların cinsel istismar edilmediği, kadınların şiddete maruz kalmadığı, barışın ve dostluğun hakim olduğu, herkesin hak ve özgürlüklerden yaralandığı, demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti ATATÜRK Cumhuriyeti’nin tüm kurum ve kuruluşları ile tam işlediği güzel günlerde buluşmak ümidiyle sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”dedi.

Bu haber 8404 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x